Ölümden Sonra Yaşamın Olup Olmadığına Yönelik Görüşler

Ölümden Sonra Yaşamın Olup Olmadığına Yönelik Görüşler

Ölümden Sonra Yaşamın Olup Olmadığına Yönelik Görüşler

Ölümden Sonra Yaşamın Olup Olmadığına Yönelik Görüşler İsimli Yazımız.

Gerek dinler, gerek bilim olsun, ölümden sonraki yaşam hakkında bir takım ortak düşünce altında birleşebiliyorlar. Tüm dünya dinleri ölümden sonra farklı bir hayatın olduğunu dile getirirlerken, bilim ise boyutlar arası bir düzenden bahsetmektedir. Birçok felsefe, beyin cerrahları, kalp cerrahları ile yaptığım görüşme sonucunda, onların da bu konu hakkında ilgi çekici fikirleri oldu. Lakin kimisi de hurafeden ibaret dedi. Yani her halükarda, ölümden sonraki yaşam formlarının olup olmadığı konusunda bir netlik henüz yok. Sanırım olmayacakta.. Biz konumuzu dağıtmadan konumuza dönelim.

Ölümden Sonra Yaşam Var mı?

Ünlü bir medyum ile yaptığım görüşmeyi sorulu ve cevaplı bir şekilde özetliyorum.

– Ölümden sonra yaşam hakkında bir bilginiz veya fikir sahibi olduğunuz bir konu var mı? Varsa bilmemizde bir sakınca 

+ Bu konu hakkında farklı alemler aracılığı ile benimde merakımı gidermem adına ilk acemilik dönemlerimde onlara hitaben sorularım oldu. Siz ister Cin, ister ruh, isterseniz de dünya dışı varlıklar deyin, hatta varlıklarına bile inanmayabilirsiniz. Lakin onlar da fani varlıklar olduğundan bizimle aynı bir yaşam düzenekleri var. Yaşarlar ve ölürler.

– Peki sizin şahsi fikriniz nedir?

+ Ben ölümden sonra bir yaşam olabileceğinden ziyade, bedenden bağımsız olan ve duygularımızı algılarımızı bedenimizle birleştiren bir varlığın vücudumuzla ölene kadar bütünleştiğini düşünüyorum. Evet beden bir madde. Lakin enerji daimidir. Dolayısı ile astral seyahat denemesi yapan bir çok insanlarla da görüşme sağladığımda, onlar ölümden sonraki yaşam formları hakkında çok iddialılar. Astral seyahat meselesi derin bir mevzuat ve herkesin gerçekten başarabileceği bir oluşum değlidir.

– Peki astral seyahat yaptığını iddia edenler neye dayanarak ölümden sonra yaşam olduğunu size söyleyebiliyorlar?

+ Öncelikle görüşmelerimiz sırasında verdikleri tepkiler ilgi çekiciydi yalan yok. Yani uyku esnasında vücudu bir ruh uyanışına teslim ettiklerini, bedenlerinin sadece nefes almaktan ibaret hale gelerek, ruhun bedenden ayrılarak istediği evrene ve yerlere gidebildikleri konusunda söylemleri oldu.

– Bildiğimiz kadarıyla ruhun bedeni terk etmesi ölüm sayılmıyor mu?

+ Hayır. Bu konud kavramsal bir yanlışlık var. İnsan vücudunu çalıştıran, ayakta tutan ve gündelik işlerini yaptıran vücudundaki enerjidir. Ben vücudun bir elektrik enerjisi ile dolu olduğunu düşünmekteyim. Hatta, elektrik akımına tutulduğumuzda çarpılabilmemiz de, bizlerdeki yaşam opsiyonlarının elektriksel bir bağlantısı olduğu kanısındayım. Örneğin kalbi pil ile çalışan insanlar, telekinezi yöntemiyle madde hareket ettirenler, manyetik vücut enerjileri olan kişiler bunlara birer örnektir. Oysa, düşünmemizi, ağlamalarımızı ve gülmelerimizi sağlayan şey ve vücudumuzun neresinde barındığı hakkında tek bir bilgi sahibi bile olmadığımız o ruhaniyet apayrı bir şeydir.

– Aslında bunların hepsi şu an birer iddia. Yani gerçeklik anlamında ölüm fiilini yaşamadan bilemeyeceğimiz bir gerçekliktir. Lakin rüyalar konusunda da ilginç bir iddia var. Rüyalar ölümün bir başka boyutu denmektedir. Hatta yaşadığımız hayat bir rüya, rüyalar alemi ebedi denmektedir. Sizin fikriniz nedir?

+ Rüyalar aslında yaşam ile ölüm arasındaki bir ipucu olabilir bizlere. Ama rüyayı hissediyor ve etkisinde kalabiliyoruz. Gariptir ki, gerçeklik payı olan ve gerçekleşen rüyalar da vardır. O kadar ilginç bir düzen ki, rüyada pek az kişi rüyada olduğunun bilincine varabiliyor. Kimisi de istemsizce bir farkındalığa sahip oluyor. Ama uyanır uyanmaz etkisi bizleri derinden de sarsabiliyor. Rüyalar aleminin ebediyeti için bir iddiam yok. Ama hissedebiliyor ve tüm insanlığın belki de görüpte varlığını ispatlayamadığı bir tuhaflık durumudur. Yani herkes rüya görebiliyor fakat bir rüyayı aynı anda, aynı olanak ve şartlarda kimse göremiyor. Herkesin rüyası kendi belleğinde. Lakin insanlığın, rüyaların varolduğu hissiyatla kanıtlanmış bir farklı boyuttur rüyalar.

– Peki ölüm deneyimleri yaşayan kişilerden bahsediliyor. Özellikle Youtube kanalı üzerinden izleme fırsatım oldu. Böyle bir durumla karşılaşan birine rast geldiniz mi?

+ Evet. Kalbi duran bir kız vardı. yaklaşık 22 yaşında diye hatırlıyorum. Kalbi durduktan sonra, şok ve bir takım tıbbi müdahaleler ile hayata döndürüldüğünü söylemişti. Fakat ilginç olanı da, ameliyat olduğu odada dolaştığını ve bedenini kendi gözleriyle gördüğünü söyledi. Bir an da her yerin karardığını ve o an tamamen öldüğünü düşündüğünü dile getirdi. Fakat kendine getirildiğinde de bu hadiseyi doktorlarına bizzat anlattığını söyledi.

– İlginç bir durum. Sanırım benim izlediklerimle örtüşüyor. Genelde kalbi duran insanlarda olan bir durum bu. Beyaz ışık durumu da söz konusu. Fakat daha önce görüştüğüm ve fikir aldığım doktorlar, bunun kalbin hasarlı ve travmatik bir durum karşısında olduğundan, beynin böyle bir halüsinasyon gördürebileceğini belirtmişti.

+ Ben de bunu düşündüm. Yani ağır ve sancılı yaralanmalarımızda bile gözümüz açıkken ve uyanık olduğumuz halde travmatik durumlar yaşamaktayız. Örnek verecek olursak uyuşturucu kullanan insanlar da, belirli bir dozdan sonra ruh ve beden yapıları çok farklı bir yapıda oluyor.

– Değerli zamanınızı ayırdığınız için sizlere teşekkür ediyorum. Amacım tüm fikirleri ve bununla alakalı tüm düşüncelerimi ortak bir noktada değerlendirme yapmaktı.

Ölümden Sonra Yaşamın Olup Olmadığına Yönelik Görüşler, başlığında da belirtildiği gibi bir medyum ile aramızdaki geçen konuşmanın özetini sizlerle paylaştım. Dünyanın bir simülasyon olduğunu da ileri sürenler var, yaşamın aslında bir rüya olduğunu iddia edenler var ve bununla ilgili ilginç filmler de mevcuttur.

Felsefe isimli kategori başlığında bu ve buna benzer yazıları kaynak buldukça paylaşacağım. Ölümden Sonra Yaşamın Olup Olmadığına Yönelik Görüşler yazımızı okuduğunuz için teşekkür ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

AllEscort